Yeni Mecralarda Yeni Maceralar

November 25, 2005 by Yunus Baran  
Filed under Marka Stratejileri

Etkili pazarlama iletişiminde yakın bir zamanlar alternatif mecra olarak kullanılan birçok mecra, markalar için artık yeni maceraların arandığı mecralara mı dönüşüyor?
Hızla değişen ve gelişen hız dünyasının, hız tutkunlarından olanlar için ulaşımda vazgeçilmezlerdendir İstanbul metrosu. Yalnızca İstanbul metrosu mu? Tabi ki de hayır. Ankara ve İzmir metrosu da aynı hız tutkunlarının trafik sorununa bir alternatifi olarak hizmet vermekte. Bu ulaşım araçları çok komplike olmasalar da, yoğun trafik sorununa bir alternatif olarak çıktılar meydana. Tıpkı yeni mecralar gibi. Firmaların pazarlama departmanlarında strateji geliştirmekle sorumlu olan yetkililer, bu hız tutkunlarının yoğun olarak kullandığı yeni mecralar için yeni marka stratejileri geliştirmeleri de kaçınılmaz olacaktır. Akan kalabalık içerisinde, çevresindeki marka savaşlarından bi haber yaşayanlar, firmaların yaratıcı beyinleri tarafından reklam bombardımanına tutulduğunu muhakkak ki fark etmeyenler de vardır günümüzde. Yaratıcı beyinler metro içerisindeki reklam bombardımanlarını plazmalar, lightboxlar, raketler, metroboardlarla sağlarken tüm bu gayretlerin bile farkında olmadan, bir telaşla ve aceleyle kalabalığın içerisinden akıp giden potansiyel müşteriler içinse; stratejistlerin yeni ve diğer alternatif mecraları gözden kaçırılmayacakları muhakkaktır.
Reklam verenlerin tüketici bilinçlerindeki algı değişikliklerin tamamına uygun mecralara yönelmesi bu durumda kaçınılmaz olacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz hız tutkunu insanlarımız yani bizler; acele işlerimizden veya o anki telaşımızdan dolayı algılayamadığımız ve reklamverenler açısından ekstra bir külfet oluşturacak olan bu tutumumuzun reklamverenler için sağlayacağı yeni stratejiler; alternatif yeni mecralara yönelmek olacaktır.
Örneğin: konu örneğimiz olan bir çalışanın sabah kalkıp işe gitmek için evinden ayrıldığını düşünelim. Farz edelim ki evden çıkışa sırasında homeboardlarda ilgisini çekmeyi bekleyen reklamları gör(e)medi, otobüse binerken billboardlardaki reklamları da aynı şekilde. Bu sırasıyla metroya binerken ve indikten sonrada işine giderken ilgisinin kendilerine yönelmesini bekleyen reklamları da görmedi. Yorucu bir sabah mesaisinin ardından, öğle yemeği için arkadaşı ile birlikte nezih bir cafe restaurantın yolu tutulur. Yemekler yenir. Sohbetin koyu vaktin de sınırlı olması hasebiyle masa üzeri reklamlarda bu arada gözden kaçanlar arasındadır. Alın size firma için reklam maliyeti daha. Bu süreç örnek çalışanımızın iş akışında eve gitmek için işyerinden ayrılması ve herhangi bir ihtiyaç olup olmadığını sormak maksatlı eşini aramasıyla devam eder. Kendisinden büyük bir mağazadan, marka bilinirliliği bir hayli yüksek olan bir şampuan almasının istenmesi üzerine yorgun çalışanımız; büyük bir markettedir artık. Dış ortama göre küçük fakat daha komplike olan bu mekanda firmaların reklam çalışmalarına sahne olmuş mecraların sessiz çığlıkları vardır artık. Markaların mecra-etki alanlarında bulunan tüketicilerin varlığı söz konusudur artık. Mecraların birbirlerinden iyi ayrıştırılmış olması aramasıdır şimdi devrede olan. Örnek çalışanımızın gün içerisindeki tutumları ve şampuan alırken maruz kaldığı reklamların da etkisinin sonucu olarak eşinin kendisinden istemiş olduğu şampuanın türünü unutmuş olduğunu ve hatırlamak için yere baktığını hayal edelim. Hatırlayabilecek midir sizce? Birçoğunuzun hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum. Fakat beklenen olmuyor. Å?ampuan rafının önünde, unuttuğu şampuanı hatırlayabilmek için baktığı zeminde gözünün bir şampuan reklamı içeren floorgrafici algılamaması imkan harici olacaktır. Nihayet katlanılan maliyetlerin semeresi alınır. Yani kaçış zor. Kaçış zor olmasına zor ama, bu kaçışın külfeti, firma için maliyeti ne olacak. Peki herkesin bu denli olabilmesinin imkan ve ihtimali var mıdır? Bir genelleme yapmanın zor olduğu şüphesiz bir gerçek.
Günümüzde marka ve ürünlerin birbirine çok benzediği, birbirlerinden ayrışmak için farka ihtiyaç duydukları muhakkak. Bu farklılık devamıgelen bir fark yaratılabildikçe geçerli olacaktır. Farklı olabilmeyi sağlayacak mecraların seçiminde bir bütün oluşturulmalıdır. Genel olarak bu mecralar tüketicinin satın alma isteğine yakın olduğu bölgelerde bulunan mecralarda konumlandırılmalıdır. Artık bu iletişim bombardımanının yüzünü televizyonlardan bu mecralara çevirmesi ve yeni maceralara yelken açması gerekmektedir.
Mecralarla ilgili ana mecra ve alternatif mecra ayrımının zorlaştığıbir muhakkak. Yakın bir zamana kadar alternatif bir mecra olarak anılan ve bu yönde kullanılan internetin ana mecra olma gayretleri başarıya ulaşmış ve kendini ispatlamıştır artık. Dünya markalarının yaratıcı pazarlama iletişimi stratejileri uygulamalarında bu yöndeki örneklerinin sayısının fazlalığı bir gerçektir. Ülkemizde metrolar ve tuvaletler, yaratıcıbeyinlerin keşfettiği yeni mecralardır.
Ezcümle;
Tüm yol seçilen yollardan geçmektedir.
Kim bilir! Beklide ihtiyaç duyulan;
Farklı bir sektör,
Farklı bir pazar,
Farklı hedef kitle ve
Farklı mecralar.
Ardından başarıve satış kendiliğinden gelecektir.
( y n s b r n )

Evet, Search Engine Optimization’a Önem Vermiyoruz

November 24, 2005 by msubasi  
Filed under Web Stratejileri

Search Engine Optimization (arama motoru optimizasyonu) Türkiye’de çok anlaşılabilmiş değil, birçok şirket bu konuda yanlış işler içine girmiş durumda, ama bu kadarı da olmaz ki.
Ülkemizin en büyük bilgisayar şirketinin sitesine girdim ve bir de ne göreyim. Bu şirket ana sayfasının adını (title) “Escort Ana Sayfa” diye. Tabi keywords (anahtar kelimeler) ve description (açıklamalar) da metataglerde eksik. Escort Ana Sayfa başlığı ile maalesef yalnızca escort service arayan hedef kitleye yönlenebileceği sanırım o seçimi yapanlarca fark edilmemiş. Bari yanlış da olsa bir “Escort Bilgisayar Ana Sayfa” deselermiş de biraz da bilgisayar arayanların aramalarında sitenin çıkma şansı artabilseydi.

Güzel haber bu şirketin web sitesini çok yakında yeniliyor olması. Dolayısıyla bu sefer projenin içindekiler bu hatayı düzelteceklerdir. Ama asıl söylemek istediğim gerçekten büyük şirketlerimiz, hatta teknolojinin içinde olanlar bile SEO konusunda akla gelmeyecek hatalar içinde bulunarak, pazarlama süreçlerinde kendilerini ayaklarından vurabiliyorlar.

Google Adwords Hakkında Bilmeniz Gerekenler

October 3, 2005 by msubasi  
Filed under Web Stratejileri

Google Adwords ile reklamlarınızı kendiniz veriyorsanız tabi ki?
Bu işe odaklı olmayanları hiç bir zaman Adwords’ü direk kullanmalarını tavsiye etmiyorum, çünkü bu işi bilenlerin aynı bütçelere çok daha etkin kampanyalar yönetebildiği açık bir gerçek. Bu yazı Adwords’u profesyonelce kullananlar için hedeflenmiştir, Adwords kullanmıyorsanız bu yazı sizin için pek açık olmayacaktır, ama şunu unutmayın kısa bir zaman içinde Türkiye’de de her şirket anahtar kelime pazarlamasına başlamış ve muhtemelen de Google Adwords’ü kullanıyor olacak.

Profesyonel kullanıcılar için bazı bilinmesi gerekenleri şöyle sıralayabiliriz;
Google Adwords ülke bazlı bir mekanizmaya sahip değil, kampanyanızı belirlerken ülkeler denilen yalnız Google’ın hangi versiyonunun (Google.fr, de, com.tr vb) kullanıldığı ile ilgili. Language (yani diller) ise sitelerin meta taglerinde belirtilen ve sitelerin hangi dil olduğu ile ilgili bir kriter sayesinde kategorileniyor. Burada ülkelere göre bazı ayrıcalıklar (mesela ABDde bazı farklı mantıklar var) uygulanmış, sanırım ileride bu yapılar değişerek ortak bir yapıya geçilecek.

Kısacası her kampanya bir hedef kitlesinin olduğu ülke için bir de ABD için ayrı ayrı açılmalı, çünkü Google.com her ülkede de kullanılan bir site. Ayrıca özellikle Türkçe keyword (Anahtar kelime) kullananları düşününce ABD’yi de kapsayan kampanya yapmakta bir sorun yok, çünkü dış ülkelerde Türkçe yazanlar zaten hedef kitleniz olabilir (tabi yine sektöre ve amaca bağlı olarak bu konuda değişiklikler olabilir). Fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta İngilizce keywordler kullanılınca çok geniş bir kitleye kampanyalar dağılabilir olmasıdır (mesala web design yazan tüm Amerikalıları kampanyanızda istemeyebileceğiniz gibi). Eğer o kişilere İngilizce ulaşılmak istense bile, bu kampanyaların istatistiklerini net görmek ve incelemek açısından iki ayrı kampanyada takip etmekte büyük yarar vardır.

Eğer değişik/ekstra bir ülkeye odaklanıyorsa yalnız o ülkenin adına kampanya yapmakta yarar var, zaten Google.com da kampanya yapıyor olacağınızdan o ülkenin .com kullanıcıları da buradan size erişebilirler. Tabi bunun organizasyonu da iyi yapılmalı ve keyword bazında hedef kitle düşünülmelidir.

Bir başka konu da yurtdışı odaklı kampanyalarda add textinde (reklam yazısı) Türkçe karakterler kullanmamak. Her site Türkçe karakter setlerini desteklemeyeceği için, Türkçe karakterler eğer search veya content network’ta gösteriliyorsa Türkçe harf kullanılmadan yayınlanmalıdır.

Biliyorum bu yazı biraz teknik oldu, ama yine de bir gün küresel bir Google Adwords kampanyası yönetirseniz bu gerçekleri mutlaka göz önüne almanız gerekir.