Turkcell Kurumsal Blog
September 15, 2009 by msubasi
Filed under Web Stratejileri
Geçen hafta açılan Turkcell kurumsal bloğunu kısa bir analiz etmek istiyorum. Turkcell kurumsal bloğu şu anda çok basit bir yapı ve görünümde olmasına ve çok az bir içerikle (şu an yedi yazı var) açılmasına rağmen, güzel bir başlangıç olmuş. Özellikle hakkımızda bölümünde yazanlara bloğun yönetiminde uyulursa, Türkiye için örnek bir kurumsal blog olabileceğine inanıyorum.
Turkcell Blog’da Ne var Ne yok? Yazısında özellikle şu bölüm hoşuma gitti;
“Blog’da ne mi yok? Reklam kokan hareketler, gerçek olmayan bilgiler, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş yazılar, emeğe saygısızlık, güncel olmayan içerikler”
İçerikte en hoşuma giden bölüm, Ali Poyrazoğlu’nun işe ruhunu kat adlı videosuydu, seyretmenizi tavsiye ederim.
Blog şu anda ilk adımında olsa da, Vodaco’da web projelerini incelediğimiz beş boyuttaki yorumlarımı aşağıda bulabilirsiniz;
1) Temel İhtiyaçlar
Site amaçları gerçekçi ve düzgün bir şekilde çıkarılmış.
Blog okuyucularının ihtiyaçları ise sitenin açılımı olan Eylül ayı sonunda UserVoice veya site üzerinden yapılacak bir anketle toplanılabilir. Daha önce bu konuda bir araştırma yapılmış olsa dahi, gerçek kullanıcılardan alınacak bilgiler önce yapılan çalışmalardan (eğer yapıldıysa) değerli olacaktır.
Marka konumlandırma açısından gerekli ihtiyaçların karşılanması daha uzun soluklu bir konu.Bloğun ileriki dönemlerdeki yönetimi ve editoryal kuvveti bunu daha net gösterecek. Umarız bu konuda, hem hedefler net bir şekilde belirlenmiştir, hem de Turkcell’in iletişim bölümündeki üst düzey yöneticilerin bloğu belli aralıklarla takip etmeleri, süreçsel olarak projenin içerisinde planlanmıştır.
2) Spesifikasyonlar (Fonksiyonel ihtiyaçlar / Teknik Özellikler / İçerik ihtiyaçları)
Şu anda bloglarda kullanılan birçok özellik şu anda Turkcell Bloğunda yok (mesela TechCrunch gibi bloglarda olan özelliklerin bir kurumsal blogda olmaması için hiçbir sebep yok). Bu özellikler interaktiviteye ve Community yaratımına destek olacaklardır. Bu konuda, Feedbackler için UserVoice’u tavsiye ederim. Böylece; kullanıcı istekleri, blogda yazılması istenen içerikler ve de özellikle genç kitlenin blogda arayacağı fonksiyonalitenin daha hızlı fark edilmesi ve projeye dahil edilmesi sağlanabilir.
Ayrıca artık kurumsal bloglar için en önemli fonksiyonalitelerden biri haline gelen, yorumların oylanabilmesi ve yorumların aldığı puana göre yazının altında sıralanması bu projenin başarısı açısından çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu arada çok ufak bir detay gibi gözükse de paylaş fonksiyonalitesinin blog dünyasının çok içinde olmayan bir şekilde (çok kullanılmayan ve açıkçası başarılı olmayan bir plugin ile) çözülmüş olması, kanaat lideri dediğimiz ve blog stratejilerinde çok önem verdiğimiz bir kitle üzerinde Turkcell bloğu hakkında negatif bir algı yaratacaktır. Bu yüzden bu gibi ufak detayları en iyi şekilde çözümleyebilecek ekiplerin proje içerisinde yer almasında ciddi önem bulunmaktadır.
Bloglarda teknik (IT tarafında) olarak çok ciddi bir konu genelde öne çıkmaz. Sanırım Turkcell gibi bir şirkette bazı duyuruların veya havuçların (hediyelerin) hosting konusunda çok büyük trafik getirebileceği konusunda şirkette bilinç vardır ve altyapı bu tarz durumlar için hazırdır.
Blogda Wordpress kullanılmış, ama burada, Çağatay’ın Webrazzi’deki yorumu üzerinde durmakta fayda var;
Turkcell blogunda bir şey dikkatimi çekti. Açık kaynaklı wordpress altyapısını kullanmasına rağmen blogun herhangi bir yerinde wordpress kullanıyoruz ibaresine rastlayamadım.Copyright © TURKCELL yazıyor…
Blog lisanslama konularında lisanslama kurallarına uyulmaması, hem şirketleri gereksiz yere lisans ihlali durumuna düşüleceği gibi, hem de iletişim açısından da markaya ve sosyal medya çalışmalarına ciddi zararlar verecektir.
Blogdaki metin yazarlığındaki profesyonellik ve web diline uyum ilk aşamada gayet başarılı. Ayrıca blog yazılarına gelen yorumlar, bloğun interaktivite sağlayabildiğini gösteriyor.
3) İletişim Tasarımı
İletişim süreçlerinin tasarımı kurumsal bloglarda yönetilmesi en zor konuların başında gelir. Özellikle şirket çalışanlarının da yazı yazdığı bir blogda, yazarın kendi yazısıyla ilgili yorumlara zamanında cevap veremeyeceği durumlar olacaktır, bunların sitedeki interaktiviteyi köreltmemesi açısından konulara hakim blog editörlerinin yorumların geliş akışına göre planlanarak, interaktiviteyi her zaman canlı tutması gerekecektir. Bu konunun zorluğunu ve maliyetlerini bilmekle beraber Turkcell’in burada iyi bir interaktivite sağlayabileceğine inanıyorum.
Yazı sıklığı planlaması daha profesyonelce yapılmalı diye düşünüyorum, blog ilk açıldığı gün beş yazı girilmesi, sonra 3 gün yazı girilmeyip, ayın 4ü ve 6sında birer yazının girilmesi, bende bu konuda ciddi bir planlama ve hazırlık yapılmadığı intibası yarattı. Umarım bu projeye girerken önden bir hazırlık yaparak, yazılar çalışılanlardan alınmış ve bunları alma zamanlaması ve zorluğu öngörülerek, gerçekçi bir frekans en azından ilk 3 ay için belirlenmiştir. Turkcell kadar iletişime yatırım yapan bir firmanın kurumsal bloğunda en azından günde bir yeni içeriğin yayınlanması gerektiğini düşünüyorum. Turkcell’in bu blogla hedeflediği kitlenin büyük bir bölümünün de beklentisinin bu yönde olacağına inanıyorum.
Ayrıca Blog Yönetimi süreç haritasının çıkarılmasının da Turkcell gibi birçok bölümün içinde olacağı bir projenin sağlıklı olarak yürüyebilmesi açısından bir gereklilik olacağını düşünüyorum.
4) Bilgi Tasarımı
Kategorilerin blogda muhakkak olması gerekirdi diye düşünüyorum. İlk taslak olsa da, hem planlama açısından hem de neler paylaşılmasının planlandığının iletişimin yapılması açısından faydalı olurdu diye düşünüyorum. Enformasyon mimarisi açısından bu kategorilerin yukarıda belirttiğimiz ihtiyaçlar doğrultusunda doğru olarak seçilmesi büyük önem taşıyacaktır. Sanırım altında hiç yazı çıkmayacak diye şu an eklenmemiş olabilir, umarım en kısa zamanda yazılar belli kategorilere bölünür.
Bilgi aktarımında görsellerin kullanılması genelde bir avantaj olarak görülse de, blogda kullanılacak imajların kalitesinin arttırılabileceğine inanıyorum. Bunun da okunma istatistiklerine pozitif yansıyacağını düşünüyorum. Arayüz tasarımları ve navigasyon tasarımları projenin bu adımında çok gerekli görülmemiş olsa da projeyi ileri doğru taşırken bu noktalara çok dikkat etmek ve geliştirmeler yapmak gerekecektir.
5) Görsel Tasarım
Tasarım Turkcell’in web sitelerinde kullanılan çizginin bayağı altında kalmış. Her zaman projelerde tasarım dışındaki adımların önemine değinen birisi olmama rağmen, böyle bir projede tasarımın bu kadar göz ardı edilmemesi gerekirdi diye düşünüyorum, özellikle de Turkcell gibi bu konuda gerekli insan kaynağına ulaşabilecek bir şirket için tasarım ilk intiba açısından çok başarılı gözükmüyor.
Turkcell’i ve proje içerisinde yer alan ekipleri tebrik ediyor ve bu yeni başladıkları projeyi Türkiye’de kurumsal bloglara örnek teşkil edecek bir noktaya taşımalarını diliyorum. Bu arada kurumsal blog açan tüm şirketlerin, kurumsal bloglarıyla ilgili metrikleri yakından takip etmelerini tavsiye ediyorum (bu metriklerin listesine buradan ulaşabilirsiniz).
Reklam Profesyonellerinden Kitap Önerileri
December 27, 2006 by msubasi
Filed under Marka Stratejileri
Reklamcılık Vakfı çok güzel bir çalışma yapmış ve reklam profesyonellerinden kitap önerilerini sitesinde toplamış. Marka ile ilgilenen profesyonellere yardımcı olabilecek bu reklam kitapları listesini aşağıda da bulabilirsiniz;
Seda Tatar – Stratejik Planlama Direktörü / Pars McCann
- İyi Yaşamak İçin Yaratıcı Düşünmek, Joey Reiman
- Gerçek, Yalanlar, Reklamcılık: “Müşteri Planlama Sanatı”, Jon Steel
- Hey, Whipple, Squeeze, Luke Sullivan
- Positioning: The Battle for Your Mind, Al Ries, Jack Trout
- A World Waiting to be Born, M. Scott-Peck
- Man and His Symbols, C.G Jung
Hakan Senbir – Stratejik Planlama Direktörü / Art Grup
- The Use of Lateral Thinking, Edward De Bono
- PO: Beyond Yes and No, Edward De Bono
- Olumlu Devrim’in El Kitabı, Edward De Bono
- Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Edward De Bono
- Altı Ayakkabılı Uygulama Tekniği, Edward De Bono
- Rekabetüstü, Edward De Bono
- Stratejik Düşünme-İş, Politika ve Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı, K Avinash Dixit, Barry Nalebuff
- İzinli Pazarlama, Seth Godin
- Mor İnek, Seth Godin
- Gelecek Zamanda Düşünmek, Jennifer
- Kotler ve Pazarlama, Pazar Yaratmak, Pazar Kazanmak ve Pazara Egemen Olmak, Philip Kotler
- BrandChild, Martin Lindstrom
- İnsanlar Neden Alışveriş Yapar, Paco Underhill
Gülay İşeri – Müşteri Direktörü / Alice BBDO
- Eli Acıman, Nil Baransel
- Pazarlamanın 22 Değişmez Kuralı, Jack Trout
- Reklamın İyisi Kötüsü Olmaz, Sait Aytemur
- Alametler Farikalar, Sait Aytemur
Aytül Gülçelik – Ajans Başkanı / Ogilvy&Mather
- A New Brand World, Scott Bedbury
- Trading Up: The New American Luxury, Michael Silverstein, Neil Fiske
- The Courage to Create, Rollo May
- The One-to-One Fieldbook, Don Peppers and Martha Rogers
- The Tipping Point, Malcolm Gladwell
Dr.Charles Patrick
- Advertising on the Internet, Zeff Aronson
- Permission Marketing, Seth Putnam
- Database Nation
Haluk Sicimoğlu – Ajans Başkanı / Alice BBDO
- Understanding Brands
- By 10 People Who Do, Don Cowley
- Worlds Greatest Brands, John Wiley&Sons
- Driving Brand Value, Tom Duncan
- Managing Brand Equity, David A.Aaker
- The 22 Immutable Laws of Marketing, Al Ries/Jack Trout
Dr.Nükhet Vardar / Elizi Danışmanlık Advertising Manager, Aaker Myers
- Otto Klepners Advertising Principles, T. Russell & G. Verrill
- The Creative Marketer, Simon Majaro
- Accountable Advertising, Simon Broadbent
- When to Advertise, Simon Broadbent
- Planning Media, W. J. Donnelly
Pınar Kılıç- Ajans Başkanı / Pars McCann
- Principles of Marketing, Philip Kotler
- Thinking about Management, Theodore Levitt
- Leading Change, James OToole
- Motivation and Leadership at Work, Richard M.Steers
- Strategic Advertising Campaigns, Don E.Schultz
- Blood, Brains and Beer, David Ogilvy
- Confessions of an Advertising Man, David Ogilvy
- The Creativity Infusion, R.Donald Gamache/Robert Lawrence Kuhn
- The End of Marketing As We Know It, Sergio Zyman
Serdar Erener
- What’s in a Name, John Philip Jones
- Does It Pay To Advertise, John Philip Jones
- How Much Is Enough, John Philip Jones
- When Ads Work, John Philip Jones
- How Advertising Works, Colin McDonald
Arçelik Neden Dünya Markası?
August 24, 2006 by msubasi
Filed under Marka Stratejileri
Çünkü kalplere hükmetmesini biliyor. Kim bir taksinin üzerinde kendi şirketinin logosunu (eskisi de olsa) bu şekilde görmek istemez ki?
Reklamcılara çirkin gözükebilse de, eski ve reklam sektörü dışında bir tarzda olması sayesinde belki de o içtenliği yakalayan bu logo belki milyarlarca liraya mal olabilecek kampanya ve reklamlardan benim için çok daha değerli.
İnteraktif Ajans Olmak
January 17, 2006 by msubasi
Filed under Marka Stratejileri, Web Stratejileri
BusinessWeek Türkiye’nin bu haftaki sayısında Türkiye’nin ilk interaktif ajansı olduğunu iddia eden ajansın bir sayfalık reklamında web sitesinin adresinin geçmemesi ve telefon numarasının öne çıkarılması bence Türkiye’de pazarlama sektöründe olan herkesin utanması gereken bir durum. Evet terzi kendi söküğünü dikemeyebilir, evet siteleri şu anda kötü durumda olabilir ve siteyi öne çıkarmak istememiş olabilirler, ama o zaman lütfen BusinessWeek’de bir sayfalık ilan vermeden önce biraz bu konulara özen göstersinler ve böyle internet adressiz bir ilanı ilk interaktif ajans olarak vermesinler.
İnteraktif Ajans ne demek, nasıl interaktif ajans olunur? Bunlar kanımca ne müşteri tarafında ne de hizmeti sunanlar tarafında tam anlaşılabilmiş değil. Evet şirketlerimizin interaktif ajanslarla çalışmaları gerekiyor ve şirketlerimiz bunun bilincinde. Ama her interaktif ajansım diyen gerçekten interaktif ajan mı, veya interaktif ajans tam olarak ne yapar?
Evet interaktif ajans Web sitesi, CD-ROM ve bunun gibi interaktif kanallarda kullanılan görselleri geliştirebilir, ama bence bir interaktif ajans bunun çok daha ilerisine de gidebilmeli. Özellikle bugün ülkemizde tam anlaşılamamış olan web pazarlama konularında da şirketlere destek olmak zorunda interaktif ajanslar.
Ne yazık ki şu anda genelde Türkiye’de interaktif ajans olarak hizmet veren kurumlar daha çok interaktif görselleri ve bunlar için gereken teknik altyapıyı sunmakla kısıtlı kalabiliyorlar. Halbuki bu şirketler web pazarlaması konularına da hakim olsalar müşterilerine çok daha katma değerli servisler sunabilirler.
Ama gerçek bir web ajansı olabilmek için çok daha değişik bir bakış açısı ve servislere de ihtiyaç duyulmakta. Kısacası ülkemiz ve şirketlerimiz interaktif ajanslar yerine web pazarlama danışmanlarına daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Maalesef ne onlar ne de bu servisleri sunanlar bunun tam olarak farkına varabilmiş durumda.
Pazarlama’da Değişen Paradigma
December 15, 2005 by msubasi
Filed under Marka Stratejileri, Web Stratejileri
İnterneti de pazarlama karmasına (karışımına) katmanın zamanı geldi, değil mi?
Yapmayın, ne diyorsunuz? Bu soruda olmamamız gerekiyor.
Türkiye web pazarlamasına bu yönden bakmaya devam ederken, Çin, Kore ve Japonya’da pazarlama webde başlıyor ve daha sonra Acaba pazarlama karmamıza diğer medyalardan da katmamız lazım mı? diye soruluyor.
Artık tüm ülkelerde pazarlama da gençler daha da öne çıkmaya başladılar. İnternet gençlere ulaşabilmenin en önemli noktası. Fakat, Uzakdoğu gençlerin nerede olduğunu galiba bizden daha iyi biliyor.
Webdeki gelişmeler ve bunların iş dünyasına etkileri dolayısıyla kurumlarımız için pazarlama konusunda paradigma değiştirmenin zamanı geldi de geçiyor. Fırsatları tehditlere dönüştürme konusunda son 300 yılı başarılar içinde geçirmiş bir toplum acaba bu sefer pazarlama konusunda bari tehdit boyutuna gelmeden bir şeyler yapabilecek mi?
Bu topraklardan bir marka çıkaramayacak mıyız?
Biliyorsunuz Reklamcılar Derneği 2005 Yılı ilk dönem reklam harcamalarını açıkladı. Artışlar güzel ama internetin listeye bile girememesi aklıma acaba bu topraklardan marka çıkartamayacak mıyız? sorusunu tekrardan getiriyor.
Bildiğiniz gibi İstanbul’da Kasım ve Aralık aylarında pazarlama konferansları yağmuru vardı. Birçok ünlü geldi ve pazarlama hakkında pek güzel stratejiler ve başarı hikayeleri öğrendik. Ama ben bu yağmurda ıslanan pazarlama yöneticilerinin kafalarına pazarlamadaki paradigma değişimi ve web konusunda tek bir damla bile düştüğünü göremedim.
Evet internet altyapısı konusunda diğer ülkelerin çok gerisinde kaldık, ama bu internet reklamlarını bu kadar pas geçmemizi açıklamıyor. ABD’de 2005 senesinde 120 milyon internet kullanıcısına 12 milyar dolar internet reklamı sunuldu. Yani orana bakarsak internette olan her kişi başına 100 dolar harcama yapılmış. Türkiye’de bugün internet cafelerimiz, üniversiteler ve okullar sayesinde 10 milyona ulaşan bir internet kullanıcısı kitlemiz var. Bu kitleye yapılan internet reklam harcamaları ise sadece 20 milyon dolar civarında. Yani internetteki kişi başına 2 dolar. Dolayısıyla kimse bana altyapı yeterli değil, Türkiye’de yeterli kullanıcı yok veya bu GDP (milli Gelir) olayı demesin, çünkü bunların hiçbiri 2 ile 100 dolar arasındaki farkı açıklayamaz.
Tekrardan, hadi ilk olmayı geçtim bari hızlı takip edici olalım. Nerede? Maalesef!

