Marka Evlilik Gibidir!
August 12, 2005 by yaltun
Filed under Marka Stratejileri
Marka dahisi olarak kabul edilen ve sıradışı fikirlerin yaratıcısı olan BJ Cunningham’a göre markalaşma, evlilik gibi uzun süreli bir ilişki. Her şirketin marka yaratabileceğini vurgulayan Cunningham, ancak değişimden korkmayan cesur şirketlerin güçlü markalar yaratabileceklerini ifade ediyor. Markalaşma size ürünün neden var olduğunu ve ne beklediğinizi söyler. Markalaşma tüketiciyle yaşanan evliliktir? diyen Cunningham, şimdi markalaşma konusunda Türkiye`deki herkesin böyle düşünmesini sağlayabilir miyim? Tabii ki hayır. Açık olmak gerekirse birçok insan markayı logo ve isim olarak algılar. Bir anket yaparsanız, insanlar markanın bu kadar da önemli olduğunu düşünmez; ama bu demek değil ki önemsizdir. Markalaşma, iş dünyasının sınırlarını belirler ve birçok şirket rekabet edecek bu sınırda olmak ister? diyor.
Marka Üç Boyutludur
Bir ürünün değerli olması ve satılması için yapıldığını kaydeden Cunningham, şöyle devam ediyor; Biri cep telefonu yapar ve insanları birleştirmesi (connecting people), kullanılması için bir sebeptir. Marka iki boyutlu bir sanatsal çalışma değildir. Üç boyutlu bir konsepttir. İpteki boncuk gibidir. İp iş sürecidir; boncuk ise güzellik, fikir ve esas noktadır. Korku ise bunun neye benzediğini gösterir. Korku, piyasada sevilmeyen veya sevimsiz olmaktır ve gerçekten kim olduğumuza bakmadan kendi düşündüklerimizi insanların istediğine inanmaktır. Kurtulamadığımız korkular yüzünden acımasız ve zor dünyada rakiplerimizin elinde korkunç bir şekilde ölürsünüz. Farklıyım` veya Söylediğiniz umurumda değil. Ben buyum` demekten çok Ben de sözcüğünü kullandığımız güvenli ve eski yollardan vazgeçmeyiz. Beğenirseniz alırsınız. Gerçek ve hakiki olduğu için memnun kalırsınız.
Cunningham, markanın söz vermenin diğer bir yolu olduğunu belirterek, Marka nasıl ve ne yapacağınızın sebebidir. Markanın ne demek olduğunun iki yanıtı vardır. Birincisi, yönünüz nedir?, ikincisi ise niye umurumda olsun?` diye konuşuyor.
Kaynak: www.hurriyetim.com.tr
Marka Olmalı mı? Olmamalı mı?
August 5, 2005 by yaltun
Filed under Marka Stratejileri
Türkiye’de kaç şirket kuruluşunda marka olmayı amaçlıyor sizce? Kaç şirket o web sitelerinde gördüğümüz klasik misyon, vizyon bildirgelerini birbirinden kopyalamak yerine, kendi vizyonunu oluşturuyor? Oluşturmakla da kalmayıp kaç şirket zamanla ve kazanılan tecrübelerle bu vizyonunu ve misyonunu güncelliyor? Veya kaç şirket hedefler belirleyerek o yolda yürüyor?
Maalesef çok az. Muhakkak ki bunları ve daha fazlasını yapan birçok şirketimiz var. Profesyonel yöneticilerimiz de var. Ama bu konular çok yeni uygulanmakta Türkiye’de. Birçok büyük şirket holding bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayarak dönüşüm kararı aldılar. Birçok aile şirketimiz artık yönetimi profesyonellere bırakmayı kabullenerek kurumsallaşma yolunda adım attı. Yine birçok şirkette Marka Müdürü, Marka Yöneticisi pozisyonlarında çalışan değerli yöneticiler var. Yani Marka konusu artık, pazarlamanın, halkla ilişikilerin altından çıkarak artık bir depertman oldu. Ama nerede, vizyon sahibi şirketlerde. Dün referansgazetesi.com‘da okuduğum bir haber çok dikkatimi çekti. Durumu aslında çok net açıklıyor. Türkiye’nin ilk 500 şirketi patent konusunda sınıfta kaldı. 500 firma arasında hiç patent almayan firma sayısı 384. Dünyanın 500 büyük şirketinin toplam patent sayısı ise 354 bin 316. Çok ilginç değil mi?
Marka Yönetimi ile ilgili eğitimlerde bir artış gözlemliyorum bu sıralar. Çok merak ediyorum, hangi ölçekteki şirketler veya çalışanları ilgi gösteriyor bu eğitimlere. Acaba KOBİ’lerin ilgisi hangi boyutta. Bu marka olmayı düşünmeme ve vizyon oluşturmama konusunu birazda bizim yani Türk insanının yaratıcı ve yeterince cesaretli olmamasına bağlıyorum. Kurulan birçok işyeri, şirket veya ne kabul ederseniz yerlere bir bakın. Ya yan sanayi işleri, ya fason üretim, ya gıda vs.hep var olan ve denenmiş işler. Gerçekten vizyoner girişimcilerimiz yok mu? Tabi ki var. Ama sayıları çok az.
Türkiye’nin güçlü markalara ihtiyacı var. Bu konuda herkesin elinden geleni yapması gerekiyor. Şöyle bir düşünsenize dünya çapında kaç markamız var? Bir elin parmaklarını geçmiyor. Artık teknoloji, pazarlama çok gelişti. Sadece teknolojiyi kullanarak bile markamıza katkı sağlayabiliriz. Bu konuda platformlar oluşturmalı, bilgiyi paylaşmalıyız.
Web’de Marka Nasıl Yaratılır?
August 2, 2005 by yaltun
Filed under Marka Stratejileri, Web Stratejileri
Sadece bir web sitesi yaptırıp ürün ve hizmeti müşteriyle paylaşma dönemi gerilerde kaldı. Web üzerinde yeni marka stratejilerini uygulayan şirketler, müşteri ilişkilerinde önemli bir rolü olan sitelerinden pazarlamanın etkin bir aracı olarak yararlanıyor.
Dünyanın en büyük medya patronlarından biri olan Rupert Murdoch, The Economist dergisine verdiği söyleşide şu değerlendirmeyi yapıyordu: Bundan sonra önceliğimiz internet gazeteciliğidir. Murdoch, ardından da grup olarak en büyük yatırımı internet gazeteciliğine yapacaklarını açıklıyordu.
Onun bu sözleri, birçok kişi tarafından heyecanla karşılandı. Oysa işin uzmanları, bu açıklama karşısında hiç şaşırmadılar. Çünkü, rakamlar online mecraların yükselişini açıkça ortaya koyuyor. Saygın araştırma şirketlerinden Forrester Research’ün araştırmalarına göre, ABD’deki online reklam ve pazarlama harcamaları 2005 yılında, 2004′e göre yüzde 23 artarak 14,7 milyar dolara ulaşacak. 2010 yılında ise online reklam ve pazarlama harcamaları toplam pazarın yüzde 8′ini oluşturacak. Yani online mecralar, radyo, kablo ve uydu üzerinden yapılan televizyon yayınları için önemli bir rakip konumuna gelecek.
İnternet, arama motoru üzerinden pazarlama, e-mail ile pazarlama gibi yeni mecraların hızlı büyümesi bu düşüncenin hiçte olanaksız bir hayal olmadığını gösteriyor. Son 5 yıl içinde şirketlerin web’e yönelik pazarlama bütçeleri hissedilir biçimde arttı. Global rekabette büyük oynayan şirketler, bütçelerinin en az yüzde 20′sini online pazarlamaya ayırıyor. Artık eski marka yönetimi konseptlerinin dışında düşünmek ve planlama yapmak gerekiyor.
Burada ön plana çıkan konsept ise pazarlamaya yönelik web stratejilerinin oluşturulması.
Türkiye online pazarlama yatırımlarında listenin en sonlarında yer alıyor. Buna rağmen web’in önemine dikkat çekilmesiyle, Türk şirketlerinin online pazarlamaya daha fazla ilgi duyması bekleniyor.
Global Markayı Algılamada Tüketici Dörde Ayrılıyor
August 2, 2005 by yaltun
Filed under Marka Stratejileri
Uluslararası bir marka yaratmanın yolu Sembol olmaktan geçiyor. Uluslararası markalar algılanmalarının güçlendirmek için sembolleri kullanıyorlar. Ürünlerini kullananlarda global kültürün bir parçası oldukları hissini uyandırmaya çalışıyorlar. Ancak, bu bombardımandan rahatsızlık duyan hatta taciz edildiğini düşünenler de yok değil. Dünyada global marka ve etkileri üzerindeki kutuplaşmalar artıyor. Global kültürün bir parçası olmak istemeyenler, uluslar arası markaların karşısında duruyor.
Harvard Business Review’ün yaptığı bir araştırmaya göre, dünyadaki tüketicileri taraftarlar, sempatizanlar, reddedenler ve fikir sahibi olmayanlar olmak üzere 4 ayrı kategoride değerlendirmek mümkün. Taraftarlar olarak tanımlanan globaller, bu kültürün bir parçası olmaktan mutlular. Sadece markaları değil, şirketlerin çevreye karşı tutumlarını da değerlendiriyorlar. Sempatizanlar, marka mitini kolayca kabul ediyorlar. Sorgulamaya gitmeden uluslar arası markaları kullanıyorlar. Reddedenler, global karşıtları olarak tanımlanıyor. Özellikle global markaları kullanmıyorlar. Fikir sahibi olmayanlar ise global markaların değerli kabul edilen özelliklerini dikkate almıyor. Harvard Business Review’ün araştırması, ülkelere göre bu dört ayrı kategorinin nasıl değiştiğini ortaya koyuyor.
Markada İlk 7 Kuralı
August 2, 2005 by yaltun
Filed under Marka Stratejileri
Belki çoğumuz bu yönü hiç düşünmemişimizdir. Telefon numaralı 7 rakamlı, dünyanın 7 harikası var, Pamuk Prenses’in 7 cücesi var. Dünyanın önde gelen yönetim gurularından Steve Rivkin’a göre, bu bir tesadüf değil. İnsan beyni her kategoride sadece 7 ismi, markayı hatırlayabilir. Eğer bir ürün kategorisinde ilk 7 marka arasına giremiyorsanız, rekabette şansınız azalıyor. Capital, Türkiye’de ürünlerin ve sektörlerin bu açıdan hangi durumda olduğunu ortaya koyan bir araştırma hazırladı.
Dünyanın önde gelen pazarlama danışmanlarından Steve Rivkin, yeni dönemde şirketlerin işinin zor olduğuna dikkat çekerken, çok önemli bir konuya dikkat çekiyordu. Markalaşmanın kritik derecede önemli olduğunu belirten Rivkin şöyle devam ediyor:
İnsan beyni bir ürün kategorisinde sadece 7 markanın ismini aklında tutabilir. 7 markanın dışında kalırsanız hiç şansınız yok. O nedenle ilk hatırlanan 7 marka arasına girmeniz lazım. Bu 7 markanın dışında kaldığınızda işiniz gerçekten çok zor olacaktır.
Steve Rivkin’in dikkat çektiği gibi, başarılı olmak için ürününüzün veya markanızın hatırlanma liginde ön sıralarda olması gerekiyor. Ön sıralarda yer alan markalar kendi kategorilerinde öncü rol oynuyorlar. Bu markalar pazarı satış, pazarlama aktiviteleri, yenilikçilik anlamında sürüklüyor.
Hatırlanma liginde ön sıralarda yer alan şirketlerin markaları daha değerli oluyor. Dünya üzerinde Coca-Cola markasını bilmeyen tüketici yok gibidir. Bu da Coca-Cola’nın 2002′de marka değerinin 70 milyar dolara ulaşmasını gayet iyi anlatıyor. Marka ne kadar çok tüketici tarafından hatırlanırsa ve olumlu çağrışımlar bırakırsa şirketin değeri de o ölçüde yükseliyor.
Neden ilk 7 marka?
Steve Rivkin, hatırlanma liginde ilk 7 marka içine girmenin önemini dikkat çekerken, bunlar dışında kalanların şansının olmadığını söylüyor. Peki neden ilk 7′ye girmek bu kadar önemli? Steve Rivkin, bu görüşünü Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya dayandırıyor. Üniversite öğretim üyelerinden psikolog George A. Miller, insan beyni üzerinde yaptığı bir çalışmada bu sonuçlara ulaştı. Miller’ın araştırmasına göre, ortalama bir zeka aynı anda 7 birimden daha fazlasıyla ilgilenmiyor.
Steve Rivkin’e göre, bu nedenle 7 rakamı hatırlanma liglerinde son derece popüler. Telefon numaralarının 7 rakamlı olması, dünyanın 7 harikası, Pamuk Prenses ve 7 cüceleri örnekleri bu görüşü desteklemek için kullanılıyor. Ancak, tabii ki bunlar yeterli olmuyor. Steve Rivkin ve ekibi, George A. Miller’in çalışmasını pazarlamaya uyguladı. Çalışmada George Miller’inkine benzer bir sonuca ulaşıldı. Yüksek ilginin olduğu kategoride bir kişinin 7′den fazla marka adı verdiğine çok az rastlanıldı.

